Archive for the ‘genel’ Category

Havlu Günü

Towel Day - Don't Panic

’nin havlular konusunda söyleyecek bir çift sözü bulunmaktadır.

Bir havlu, der, yıldızlararası seyahat eden bir otostopçunun sahip olabileceği neredeyse en işe yarar şeydir. Bir kere pratikte büyük değeri vardır – Jaglan Beta’nın soğuk aylarında yol alırken ısınmak için ona sarınablirsiniz; Santraginus V’in ışıl ışıl mermer kumsallarında baş döndürücü deniz buharını içinize çekerken üzerine yatabilirsiniz; çöl dünyası Kakrafoon’un kıpkırmızı ışıldayan yıldızlarının altında onu üzerinize örtüp uyuyabilirsiniz; ağır ağır akan Morth ırmağı üzerinde seyrederken mini salınıza yelken yapabilirsiniz; yumruk yumruğa dövüşlerde kullanmak üzere ıslatabilirsiniz; zehirli gazlardan korunmak ya da Traal’ın Kurt-gibi-acıkmış Cırtlak Canavarı’nın bakışlarından (aşırı aptal bir hayvandır, onu göremiyorsanız sizi görmediğini sanır ve sizi görmez – ot kadar aptal, ama çok çok açtır) kaçmak için başınıza sarabilirsiniz; acil durumlarda havlunuzu imdat işareti olarak sallayabilirsiniz ve tabii ki, hâlâ yeterince temiz görünüyorsa onunla kurulanabilirsiniz.

Daha da önemlisi, bir havlu büyük psikolojik değere sahiptir. Herhangi bir sebeple şuursuz bir gezgin (şuursuz gezgin: otostopçu olmayan) bir otostopçunun yanında havlusunun olduğunu fark ederse, otomatik olarak bir dış fırcası, yüz koruyucu maske, sabun, bir kutu bisküvi, termos, pusula, harita, bir yumak ip, sivrisinek ilacı, yağmurluk, uzay giysisi vs. vs. olduğunu da varsayacaktır. Üstelik bunun da ötesinde o şuursuz gezgin buralardan herhangi birini veya otostopçunun kazara “kaybetmiş” olabileceği bir düzine başka eşyayı ona seve seve ödünç verecektir. Çünkü o şuursuz gezgin, otostopla galaksiyi kat eden, yalnızca temel ihtiyaçlarını giderecek zorlu şartlarda yaşayan, korkunç tehlikelerle savaşıp galip gelen ve hâlâ havlusunun yerini bilen birinin hiç şüphesiz baş etmesi güç biri olduğunu düşünecektir.

Bu nedenle, otostopçu argosuna geçmiş bir deyiş vardır: “Hey, düzayak Ford Prefect ile hiç tanfırdedin mi? O havlusunun nerede olduğunu bilen bir süpdüzayaktır.” (Tanfırdemek: tanışmak, farkına varmak, sevişmek; düzayak: gerçekten düzgün bir herif; süpdüzayak: gerçekten de şaşırtıcı bir derecede düzgün herif.)”  *

25 Mayıs 2010, Havlu Günü…

Havlu Günü ilk kez  ’ın 2001 11 Mayıs’ında ölümünden iki hafta sonra düzenlenmiş. Amaç DNA’i anmak olunca Havlu Günü\Bayramı\Anması\Festivali( siz ne yapmak isterseniz’i) tüm dünyada ve dış temsilciliklerde birbirinden garip şekillerde kutlanıyor.

Aslında yapılması gereken temel tek şey var: Havlu taşımak.

Havlu Günü’nü tanıymak ve yaygınlaştırmak amacıyla kurulmuş http://www.towelday.org/ sitesinde  ZZ Çoğul Alfa’da yapılacak tüm etkinlikerin bir listesine ulaşılabilir. Türkiye için yapılmış tek giriş Çağrı Zaman’ın kurduğu Facebook grubu.

, ve Havlu Günü ile ilgili ayrıntılı bilgi için:

http://en.wikipedia.org/wiki/Douglas_Adams

http://en.wikipedia.org/wiki/Notable_phrases_from_The_Hitchhiker’s_Guide_to_the_Galaxy

http://en.wikipedia.org/wiki/Towel_Day

http://www.towelday.org/

ve tabi ki 42 :)

Bu arada geçtiğimiz hafta konuyla ilgili -benim için oldukça sevindirici- iki şey keşfettim:

Birincisi ’ın Towel Day 2010 etkinliği. Gitmesekte görmesekte havlu bizim havlumuz bizim ’ımız :)

İkincisi ise daha rahat hayatıma girebilecek cinsten;  Symbian Paranoid Android teması:

veee son olarak:

So long and thanks for all the fish

* beşibiryerde, ,Kabalcı Yayınevi 2005, sf:31/32

Tags: , , , , ,

 

Blog, ilk yazı ve ubuntu 9.04

Wubi

Image via Wikipedia

Uzunca bir süredir blog açmayı planlıyordum bende ama gerek vakit darlığı :) gerek içerik sıkıntısı yüzünden sürekli erteliyordum. Nisan ayı ortalarında  bi sabah uyandım ve önceki gün brsata.com alan adını satın aldığımı hatırladım (ama nerden estiğini hala hatırlamıyorum ). Artık benimde blogum vardı ve bişeyler yazmam gerekiyordu ama onu da bi süre erteledim. Bahanem müthişti tabii: “ 9.04 ‘le yazıcam”.

He neyse 9.04 yayınlandı bilgisayarımdan uzaktaydım ilk bir kaç gün indirme fırsatım olmadı ama bu arada linux sohbet listesinden yorumları takip ediyorum, daha da sabırsızlanıyorum. Derken büyük gün geldi o gazla yükseltmeden vazgeçip temiz kurulum yapmaya karar verdim. Başlattım bilgisayarımı canlı cd ‘den , gayet güzel …

Geçtik kuruluma: her şey sorunsuz, barış mutlu. Kurulum bitti bilgisayarı yeniden başlattım, baktım ekran kartıyla ilgili fazla sorun görünmüyor (çözünürlük dışında tabii ).  Alışkanlık;  Envy’i kurdum ve sürücüyü öyle yükledim, sorun çaıkacağını tahmin etmediğim için xorg konfigürasyonunu da kontrol etmedim. İhtiyacım olan, sürekli kullandığım paketleri kurmaya başladım  birer birer.

Gerekli bi kaç paketi kurduktan sonra dedim yeniden başlatayım aleti, ekran kendine gelsin. Ama olmadı… Karşımda abuk sabuk şekillerin belirdiği siyah bir ekran vardı :( . Güvenli mod çırpınışlarım çare olmayınca yeniden kurmaya karar verdim bu arada -tr forumuna gözatmaya başladım ve gördüm ki yalnız değilim: bir sürü mağduru var ortalıkta çözüm bekleyen. Gözüm korktu ama yılmadım bi kaç saatte kırk takla attım sorunu çözebilmek için.

Sonuç: Geçici bir süreliğine 8.10 a geri döndüm daha geniş zamanım olduğunda tekrar denemek üzere.

Bu arada blogu istediğim gibi kullanabilmem biraz zaman alacak (bu “biraz” sanırım finallerden sonraya kadar olan zaman dilimini ifade ediyor ve sonu takribi olarak haziran ortasına denk geliyor). Hayırlı olsun :)

Reblog this post [with Zemanta]
Tags: , , ,